Ö(ğrenciyi) S(........) S(ınavı)


14/8/2008 · Kategori: Denemelerim

Yarın açıklanıyor sınav tercihlerinin sonuçları....
Babamdan bi söz dumustum tam o sözün söyleneceği bi gün.
Bakalım ne .ok dağıtmısız derdi.
Bakalım memleketimin bahtsız, kör talihli, öss mağdurları yarın ne dağıtmış görecez.
Ama yarın sonuclar acıklanınca insanlar sorgulamaya baslayacak nasıl bi sıstem bu dıye.        
            Yerleşemeyenler yakınacak böle sistem olmaz, 3 saatte sınav mı olurmuş. 
           12 (11 yıl okuyanlar da var) yıl okudular 3 saatte yerleşemediler diye...
Bi de yerleşenler cephesinden bakmak lazım, onlar için sistem kötü de olsa gerekli bir kurum ve yapılanlar yapılması gereken elzem şeyler.
E şimdi kim haklı kim haksız tartısması yapılacak, ya da meslek liselilerin önü.....  zırvalıklarına da girilecek. sonuç ?
Seneye cocuklarımız dersaneye gene gönderecez, kardeşimiz için dersane dersane dolaşacaz. Hatta öss yi kazanan öğrenci ortalaması yüksek olan okullara araya binbir tanıdık ve hatırını koymaktan hiç çekinmeyeceğimiz gibi bunun bir ayrıcalık oldugunu düşünüp kendimizi ii bi av yakalamış bir aslan gibi yuvamıza dönecez. 
     Aman ne beceri....
     Acaba cocuklarımız için tek şans öss mi?
     Kazanamayan 1 milyondan fazla insan salak mı yoksa kazananlar mı çok zeki insanlar?
Elbette değil kazanamayan insanların bozulan psikolojileri nasıl yerine gelecek ?
Ya da yıllarca "biz okuyamadık" ın ezikliğini çekmek onlara revâ mı?
Yapılanlar ösym in yanlış politikalarınnın mı eseri? 
Bence hiçbir resmi kurumun yapması gereken bişey yok
Tek yapılması gereken toplumun öncelikkle kendimizin kafasının içini bi temizlemek, okumak sadece üniversite kazanmak değildir.
               Okumak her yerdedir. 
              Üniversite angarya işlerin olduğu bir yerdir okumak isteyen için. Bu gece yattığımız da  düşünsek bi o cocukların neler cektıklerını belkı biraz daha yumusarız ve belkı aslında cogumuzun okumak için onca imkanı varken neden okumadıgımızı dusunsek daha ii olur. Okumak üniversite kazanmak değildir. Ve okumak hiçbir zaman yeterli değildir.
Ne kadar çok okursanız o kadar az şey bildiğinizin farkına varacaksınız.

Yorum (1) Yorum yaz!

O , SESSİZLİK !


18/6/2008 · Kategori: Denemelerim

MERHABA SESSİZLİK,
            SENDE BUGÜN HERKESTEN UZAK BİR RUH HALİNİ Mİ BARINDIRIYORSUN İÇİNDE?
            YOKSA EN KALABALIKLARDA MIYDIN HERKES GİB?
BAK BUGÜN DE MİLYARLARCA KAYDA DEĞER OLAY YAŞANDI, SEN NEDEN KAYITSIZ KALDIN?
            BUGÜN BİLİM İÇİN HARCANDI MİLYARLARCA LİRA, VE TABİ TERÖR İÇİN DE ....
            BUGÜN 3 DAKİKALIK ZEVKLER YAŞANDI, NİCE CANLAR YANDI.
            BUGÜN NİCE DİNDEN DİYANETTEN HABERSİZ İNSAN İRKİLDİ KENDİ İÇİNDE.
            AMA BANA NE BUNDAN DİYORSUN SENDE.
            TÜRBAN DA NEYMİŞ DİYORSUN TARTIŞANLARA KÜFÜRLE.
SESSİZLİK !
            BİŞEYLER ANLATMANI O KADAAR ÇOK İSTERDİM Kİ... ANLATSAN (ANLATABİLSEN) BİLİYORUM Kİ BENİ ANLATACAKSIN,
BİLİYORUM Kİ SEN KONUŞUNCA KENDİMİ DAHA İYİ TANIYACAĞIM. 
            FARKINDAYIM SEN KONUŞUNCA HİÇBİR ŞEY MUALLAKTA KALMAYACAK. ÇÜNKÜ SENDE HER KİLİT NOKTANIN ANAHTARI VAR.
BUGÜN FARKINA VARDIM DA SENİNLE TANIŞMASI GEREKEN İNSANLARIN SAYISI O KADAR ÇOK Kİ...
            SENİN VARLIĞINDAN HABERDAR OLMAYAN SİLÜETLER GÖRDÜM TV LERDE OYSA SEN BENİM HAYATIM OLDUN. BENİM HAYATIMA KAPIYI ÇALMADAN GİRDİN. İZİN İSTEMEDEN KURULDUN BAŞ KÖŞEYE
VE BANA BAKTIN ÖYLE SESSİZCE 
            SESSİZLİK İÇİMDE ONARILAMAZ YARALAR AÇTIN. NİCE SÖYLEYEMEDİKLERİM VAR ŞİMDİ KAFAMDA.
            HANGİSİNİ SAYAYIM? SEVİPTE SÖYLEYEMEDİKLERİMİ Mİ? KIZIP DA SÖVEMEDİKLERİMİ Mİ?
            EN ÇOK NÖTR DURUMLARDA İŞİME YARADIN. 
            SANA KIZSAM MI , MİNNET Mİ DUYSAM BİLMİYORUM. 
            SENİ NASIL ALT EDERİM ONU DA BİLİYORUM. KALBİM SENİN SESSİZLİKLERİNLE DOLDU TAŞTI SANIYORDUM. AMA HALA SUSUYOR. HALA SENİN ESİRİN. 

            YENİ FARKINA VARDIM SESSİZLİK YER KAPLAMAYAN, AMA HAYAT KAPLAYAN BİŞEYMİŞ.

Yorum (2) Yorum yaz!

KELEBEĞİN DERSİ


18/6/2008 · Kategori: Hayat hikayedir _

Bir gün, kozada küçük bir delik belirdi; bir adam oturup kelebeğin saatler boyunca bedenini bu küçük delikten çıkarmak için harcadığı çabayı izledi.

Ardından sanki ilerlemek için çaba harcamaktan vazgeçmiş gibi geldi ona. Sanki elinden gelen her şeyi yapmış ve artık yapabileceği bir şey kalmamış gibiydi.

Böylece adam, kelebeğe yardım etmeğe karar verdi; eline küçük bir makas alıp kozadaki deliği büyütmeye başladı.

Bunun üzerine kelebek kolayca çıkıverdi. Fakat bedeni kuru ve küçücük kanatları buruş buruştu.

Adam izlemeye devam etti; Çünkü her an kelebeğin kanatlarının açılıp genişleyeceğini ve bedenini taşıyacak kadar güçleneceğini umuyordu.

Ama bunlardan hiç biri olmadı! Kelebek hayatının geri kalanını kurumuş bir beden ve buruşmuş kanatlarla yerde sürünerek geçirdi.

Ne kadar denese de asla uçamadı.

Adamın iyi niyeti ve yardım severliği ile anlayamadığı şey, kozanın kısıtlayıcılığının ve buna karşılık kelebeğin daracık bir delikten çıkmak için göstermesi gereken çabanın, Yüce Yaratıcının kelebeğin bedenindeki sıvıyı onun kanatlarına göndermek ve bu sayede de kozanın kısıtlayıcılığından kurtulduğu anda uçmasını sağlamak için seçtiği yol buydu.

Yorum (yok) Yorum yaz!

ÇİN BAMBU AĞACI


18/6/2008 · Kategori: Hayat hikayedir _

ÇİN DE BAMBU AĞAÇLARI DEĞİŞİK Bİ ŞEKİLDE YETİŞTİRİLİRMİŞ.

ÇİNLİLER ÖNCE AĞACIN TOHUMUNU EKER, SULAR VE GÜBRELER. BURAYA KADAR ANORMAL BİŞEY YOK.

BİRİNCİ YILDA TOHUMDA BİR DEĞİŞİKLİK OLMAZ. TOHUM YENİDEN SULANIP GÜBRELENİR. AMA BAMBU AĞACI İKİNCİ YILDA DA TOPRAĞIN DIŞINA FİLİZ VERMEZ.

ÜÇÜNCÜ VE DÖRDÜNCÜ YILLARDA DA AYNI İŞLEMLER YAPILIR FAKAT BAMBU AĞACI HALA TOPRAĞIN DİBİNDEDİR. ÇİNLİLER SABIRLA BEŞİNCİ YIL DA BAMBUYA SU VE GÜBRE VERMEYE DEVAM EDERLER. VE NİHAYET BEŞİNCİ YILIN SONLARINA DOĞRU BAMBU AĞACI YEŞERMEYE BAŞLAR VE ALTI HAFTA GİBİ KISA Bİ SÜREDE YAKLAŞIK 27 METRE BOYUNA ULAŞIR.
SİZCE BAMBU AĞACI BU BOYUNA  ALTI HAFTADA MI YOKSA 5 YILDA MI ULAŞMIŞTIR?

Yorum (yok) Yorum yaz!

Dua


13/6/2008 · Kategori: Hayat hikayedir _

     Loise Redden isimli çok fakir giyimli bir kadın yüzünde bir hüzünle bir manava girer.
Dükkan sahibine mahcup bir şekilde yaklaşır. Kocasının çok hasta olduğunu, çalışamaz duruma düştüğünü ve yedi çocuğu ile birlikte aç kaldıklarını ve yiyeceğe ihtiyaçları olduğunu söyler. John Longhouse isimli manav ona ters bir şekilde bakarak derhal dükkanını terk etmesini ister.
     Kadın ailesinin ihtiyaçlarını düşünerek, lütfen efendim der, paramız olur olmaz getirip borcumu ödeyeceğim. John kendisine bir kredi açamayacağını çünkü onun eski bir müşterisi olmadığını, kendisinde bir hesabının bulunmadığını söyler.
      O sırada dükkanın dışında bekleyen bir müşteri ikisinin arasında devam eden bu konuşmayı dinlemektedir. İçere girerek John’a yaklaşır ve ben o kadının almak istediklerine kefilim der. Ailesinin ihtiyacı olan şeyleri ona ver.
Bunun üzerine manav çok isteksiz bir şekilde kadına döner ve bir alış-veriş listen var mıydı diye sorar Louise "Evet efendim" der. "Tamam" der manav. "Şimdi onu terazinin şu kefesine koy, onun ağırlığınca diğer kefeye istediklerinden koyacağım.!"
    Louise bir an duraksar, sonra başını önüne eğer ve çantasını açarak üzerine bir şeyler karalanmış bir kağıt parçasını çıkartır ve manavın kendisine gösterdiği kefeye özenle bırakırken başı hala öne eğiktir.
   Manavın ve diğer müşterinin gözleri terazinin kefesine dikilirken hayretle büyümüştür. Manav müşteriye dönerek, kısık bir sesle, "İnanamıyorum." Der. İnanılacak gibi değildi. Müşteri manava gülerken manav çoktan diğer kefeye eline geçeni doldurmaya başlamıştır ama nafile, diğer kefeyi yerinden bile kıpırdatamamıştır.
    Terazinin kefesi artık üzerindekileri almayacak kadar doldurduğunda çaresiz hepsini bir torbaya doldurarak kadına verir. Şaşkınlıkla üzerinde bir şeyler çiziktirilmis kağıdı eline alır ve okur. Bir de bakar ki orda bir alış-veriş listesi yoktur. Sadece bir dua yazılıdır.
 
"Allah'ım neye ihtiyacım olduğunu sen bilirsin, kendimi senin ellerine teslim ediyorum."

Manav taş gibi bir sessizliğe bürünmüştür. Loise kendisine teşekkür ederek dükkandan ayrılır. Müşteri John’un eline bir elli dolarlık tutuştururken, "her kuruşuna değdi" der.
     Daha sonra John Longhouse terazisinin kefelerinin kırılmış olduğunu görür. Bu nedenle duanın ne kadar ağır çektiğini sadece Allah bilir.
       Dua bizim için hiçbir maliyeti olmayan bedava bir hediyedir.

Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki ::